Çok eski yıllarda krallıkla idare edilen bir ülke varmış.
ama; bu ülkede, hukuk ve hakimler de varmış.
törelere göre, bir vatandaş öldüğünde, şehir merkezindeki dev çan bir defa çalınırmış.
uzun uzun da yankılanırmış.
eşraftan birisi ölürse çan iki defa,
büyük bir devlet adamı ölürse üç defa çalınırmış.
ya kral? o öldüğünde ise, çan dört defa çalınırmış.
gel zaman git zaman şehirde bir olay olmuş, iş mahkemeye intikal etmiş.
davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarılan kişinin masumiyetini bütün vatandaşlar bilmekteymiş.
bir formalite olarak görülmesi ve beraat sonucu cıkması beklenen davadan sürpriz bir karar çıkmış.
sanık para cezasına mahkum olmuş.
hakim sormuş:
bir diyeceğin var mı?
sanığın cevabı:
hayır!
mahkeme bitmiş.
dinleyiciler dağılmış.
kafalarda bir kaygı!
kısa bir süre sonra dev çanın bir vuruşluk sesi duyulmuş.
acaba kim öldü?
çan bir defa daha çalmış, etti iki.
eşraftan biri öldü.
şehir çan sesi ile bir defa daha inlemiş, üç.
hımmmmm, ölen büyük bir devlet adamı, acaba kim?
soruya cevap alınmadan çan bir defa daha çalmış, yer gök dördüncü kez inlemiş.
herkeste bir feryat:
eyvah! kralımız öldü!
ancak, törede görülüp işitilmemiş bir şekilde, çan beş ve altıncı defa daha çalınmış, yer gök inlemiş inlemiş ve ses seda kesilmiş.
herkes bunun ne anlama geldiğini öğrenmek için çan görevlisine koşmuş.
bir de bakmışlar ki, çanı haksız yere mahkum edilen adam çalmakta.
sormuşlar:
ne demek beş ve altı defa çan çalmak?
kraldan daha büyük biri mi öldü?
cevap şaşırtıcı olduğu kadar anlamlıymış da:
evet! adalet öldü!
Fakirlik değil !
1-Adalet
2-Sağlık
3-Eğitim
Bir ülkenin can damarlarıdır. Hangisini kesersen kes o ülke ayakta duramaz, önce sendeler, sersemler ve yere yığılır kalır, yaşayamaz.
Denizleri yüssük gibi gören timsahlarız artık.
Bu mumarek geceyi taşıyabilmeyi kelime itibarıylada rabbimize yaklaşabilmeyi onun engin rahmetinden bereketinden nasiplenebilmeyi rabbim cümlemize nasip etsin tüm islam aleminin kandili mübarek olsun