
Büyük Patron

Mesaj Sayısı: 181
Katılım Tarihi: 25.03.09
|
Sorma neden niçin ?
Her şey yalnızlıktan.
Bak bak bak bak
Güzel birgün ölmek için...
Teoman ın şarkısı!
BİR SOĞAN SOYULUYOR,
YAŞARIYOR GÖZLER,
BİR DEVLET SOYULUYOR,
ALDIRMIYOR ÖKÜZLER...
ŞAİR EŞREF
Bu da Işık arkadaşımızın bıraktığı not...
Fikrim geldi derler misali bütün sorunların; İşsizlik, fakirlik, açlık, terör gibi, sebeblerinin soğan olduğunu, domuzun başının da soğan olduğunu keşfetmiş bulunmaktayım. Kuru soğan evet kuru soğan...
Olasılıklar üzerinden gidersek aynı anda kaç soğan soyuluyor olabilir sizce? İstatistiklere göre 12 milyon aile olduğuna göre ve herbirininde bir mutfağı olduğuna göre gün içinde soyulan soğan sayısı da kaba bir hesapla en az ikişer soğandan 24 milyon dur. Soğanın içeriğinde bulunan bir çeşit kimyasallar evlerin mutfağından havaya karışırlar. Bu bilimsel gerçekliğin zıttını kanıtlamak mümkün değildir. Soğan virüsü gün içinde ülke geneline yayıldığında ortaya bünyeye göre değişik etkiler gösteren hastalıklar çıkacaktır. Buna kuru soğan füzyonu adını veriyoruz. Bünyeye göre tepkimeye giren füzyon içeriğine bakalım şimdide;
1-Ağlama (Sanki bir şeyini kaybetmiş gibi ağlar durur sonunda da soğan sağolsun deme sendromu)
2-İşsizlik parasızlık açlık (Seçimden seçime verilen erzak beyni anlık beslediğinden ortaya çıkan nerde bu devlet sendromu)
3-Terör (Devamlı dağdan inenlerin sizi dağa kaldıracağı korkusuyla gelişen, silahlı baş kaldırma sendromu)
Görüldüğü gibi domuz gribinden daha tehlikeli olan kuru soğan füzyon virüsü tüm yaşamımızı etkilemektedir.
Bir de hayatımıza kötü yönde etkisi olan önemsiz, merak edilmese de olur kabilinden mevzular vardır. Azcıkta onlara değinelim.
İthalat durumuna bir bakalım önce:
TÜRKİYE'NİN İTHALAT ANALİZİDİR: Türkiye 2008'de, 201,8 milyar dolarlık ithalatının yüzde 48,4'ünü, 6 ülkeden yaptı
Altı ülkeden ithalat toplamı 97,6 milyar doları buldu.
Türkiye'nin ithalatında geleneksel pazarlar ağırlığını korurken, Rusya, Almanya ve Çin ilk 3 sırada yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan hesaplamalara göre, Türkiye geçen yıl Rusya'dan yüzde 33,2 artışla 31,3 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirirken, Almanya'dan yüzde 6,5 artışla 18,7 milyar dolarlık, Çin'den yüzde 18,2'lik artışla 15,6 milyar dolarlık ithalat yaptı.
Rusya'nın Türkiye'nin ithalatındaki payı yüzde 15,5, Almanya'nın yüzde 9,3, Çin'in ise yüzde 7,8 olurken, 2007 yılında Rusya'dan 23,5 milyar dolarlık, Almanya'dan 17,5 milyar dolarlık, Çin'den 13,2 milyar dolarlık ithalat yapılmıştı.
Türkiye 2008 yılında ABD'den yüzde 46,6 artışla 11,9 milyar dolarlık, İtalya'dan yüzde 10,4 artışla 11 milyar dolarlık, Fransa'dan yüzde 14,9 artışla 9 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. ABD'nin ithalattaki payı yüzde 5,9, İtalya'nın payı yüzde 5,5, Fransa'nın payı yüzde 4,5 oldu.
Türkiye'nin ithalatında ilk sıralarda yer alan diğer ülkelere bakıldığında, İran'dan yüzde 23,9 artışla 8,2 milyar dolarlık, Ukrayna'dan yüzde 35,1 artışla 6,1 milyar dolarlık, İngiltere'den yüzde 2,8'lik gerileme ile 5,3 milyar dolarlık, Güney Kore'den yüzde 6,4 gerileme ile 4,1 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildi.
http://www.nethab...018-milyar
Azcıkta bankalarımızın karlarına bakalım:
Bankaların dönem karı Temmuz 2009 itibariyle 12.7 milyar lira oldu. Geçen yıl bankaların net dönem karı 9.4 milyar lira olarak gerçekleşmişti. Temmuz 2009 itibariyle bankaların vergi öncesi net karı ise 15.6 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu dönemde bankacılık sisteminin toplam aktifleri yüzde 16.5 artarak, 760.4 milyar lira oldu. Geçen yıl aynı dönemde bankaların bilançosu tablosundaki toplam aktif büyüklükleri 652 milyar 893 milyon TL'ydi. Bankaların Temmuz itibariyle Türk parası cinsinden toplam aktifleri Temmuz ayında yüzde 32.3 yükselerek 546.3 milyon TL olurken, yabancı para cinsinden aktifleri yüzde 18.3 oranında artışla 214.1 milyar lira oldu.
http://yenisafak....p;i=210084
İhracat konusuna hiç girmeyelim isterseniz. Şimdi Edirne den Van a işsizliğin kol gezdiği, fabrika bacalarının sadece Marmara nın bir kaç yerinde tüttüğü bir memlekette, sanayi devrimlerinin tamamlanmamış olmasıyla beraber her iddialı devrimimizin, cumhuriyet devrimlerinin yok sayıldığı ve yok edildiği bir ülkede, yıllar yılı 70 milyon Türk halkının bir kaç aileye köle edildiği (Medyamız söyler bunu sürekli), şimdilerde ise global sermayeye peşkeş çekilmiş olduğumuz bir ülkede, size soruyorum, Domuzun başı "SOĞAN" değilmi dir? Soğan deyince size bir şey çağrıştırmıyor mu?
Göreceksiniz, Bydeniss iktidarında soğan kökünden sökülüp atılacak, bir daha da ülkemizde yetiştirilmeyecektir. Tütün, mısır, fındık, şekerpancarı vs gibi ürünler suçlu bulundu hep. Bu tamamen yanlıştı. Gerçek suçlu soğandır aziz arkadaşlarım. Soğanın yok olmasıyla beraber göreceksiniz ki artık analar ağlamayacak...
Not:Soğan olmadan kuru fasulyenin tadı çıkmaz biçiminde gelen eleştirilere yanıt verilmeyecektir. By deniss iktidarı kuru soğanla beraber kuru fasulyeninde ülke genelinden kaldırılması için her şeye ve herkese rağmen açılımını sürdürecektir. Tabi bunu hazmettire hazmettire yapacağımızı belirtmeden de geçemeyeceğim. Hamdolsun, yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.
Bol kurunun bünyeye zararları:
Şiir söyletir bol bol "Beraber os..rduk biz bu yollarda..."
By deniss tarafından eklenilen dosya:
sogan.jpg
Düzenleyen By deniss Düzenleme Tarihi: 12 Kasım 2009 19:29
Denizleri yüssük gibi gören timsahlarız artık. |